Yönetici, baba, oğul, erkek, arkadaş, büyükbaba, golfçü, binici, yelkenci, avcı, borsacı, eş, ağabey, kardeş, şair, romantik, üzülünce ağlamayan, ağlayabildiğinde sevinen adam, sinirlenince bağırmaktan beter eden patron, aile reisi, aşiret reisi, dernek başkanı, çevre gönüllüsü, işadamı, sanayici, kendi teknesinin kaptanı, sadece sevdiği kadının şoförü, makam arabası olan ama adası olmayan, yazlığında kendi mangalını kendi yakan CEO, kulübün en saygıdeğer üyesi, yasak sevgili, gururlu olduğunda çekilmeyen adam, gizemli, yatakta maharetli, mutfakta usta ama göstermeye herkesi layık bulmayan aşık…O bedenin içinde kaç kişisiniz? Listeye şöyle bir göz gezdirince kaçı var içinizde? Daha kaç tane ekleyebilirsiniz?
Haftasonları hangisini ağırlıyorsunuz içinde? Ya tatillerde? Eğer yapabiliyorsanız tabii. Haftaiçi içinizde barındırmaktan yorulduğun sinirlenince bağırmaktan beter eden patron yöneticiyi saat kaç itibariyle terk edip varsa çocuklarının babası, yoksa eşinin, sevgilinin aşığı rolüne bürünebiliyorsunuz? Ya da yalnızsınız ve işten sonra arkadaşlarla bir içki yerine tekneyle boğazın sularına karışmak istiyorsunuz. Kışın haftasonunu zor edip Cuma sona ermeden her zamanki kayak merkezine koşar ayak giderek herkesin gözü üstünde olan, tavlamaya çalıştıkları yakışıklı oluyor musunuz? Haftaiçi vatana, millete ve kendine hayırlı ihracatçı sanayici rekorlarını kırarken akşam eve vardığında egonuzu bir kenara bırakıp kendi mangalını kendi yakan CEO olabiliyor musunuz?
İçinizde bu rollere bürünmeyi başarsanız da başaramasanız da denediğinizi biliyorsunuz. Hepimiz içimizde farklı roller barındırsak da temelde aynı hayatı yaşıyoruz. Bir jonglör ustalığıyla birden fazla rolü gününe, saatine, ayına, yılına bağlı olmak üzere kotarmaya çalışıyoruz. Siz kızınızı bir Pazar sabahı binicilik kursuna yazdırırken, ben annemin doğumgünü pastasını organize eden vefakar kız çocuk oluyorum, hemen ertesi gün siz pelesenk ofis masanın başında patron rolünü hakkıyla oynarken, aynı saatlerde ben haftanın ilk maillerini kontrol edip bir iş yemeğine çıkacağım.
Haftanın ilk iş yemeğine çıkarken muhtemelen üstümde yeşil renkte geometrik kesimli Marni elbisem olacak. Sizlere patronluk rolünü oynarken tavsiyemse daha genç ve dinamik bir patron görüntüsü yaratan, siyah ya da lacivertin zorlama ciddiliğinden uzak, kahverenginin çekimserliğinden eser taşımayan parlak gri bir takım. Geniş omuzlu, dar paçalı. İçine griden açık renkte bir gömlek. Daha koyu değil, hele siyah hiç değil. Bunu ancak gerçek Akdeniz kanı taşıyan, esmer tenli, yapılı İtalyan erkekleri taşıyabilir. Onların üstünde güzel duran her kombinasyondan uzak durmakta fayda var çünkü onların dışında her erkeğin üstünde yeni “para”lanmış gibi duruyor.
Bu sonbahar/kış sezonunda hayatınızdaki tüm roller için ihtiyacınız olan kostümleri bulabilirsiniz. Valentino, Ermenegildo Zegna, Gucci, Emporio Armani’deki çizgili kumaşlar ve kruvaze ceketlerle patronculuk oynayabilir, Dolce&Gabbana’daki deri ceketler, kadife pantolonlarla haftasonu kaçamağına hazır sevgili oluverirsiniz. Kayak merkezindeki beyefendi olmak isteyenler için Emporio Armani sonbahar/kış sezonu defilesini kayak koleksiyonuyla açtı. İlk olarak 1995 yılında Giorgio Armani Neve adı altında başlattığı kayak koleksiyonu bu sezon daha genç bir hedef kitleye hitap eden Emporio altında EA7 adıyla görücüye çıktı. Sadece siyah ve beyaza yer verilen koleksiyonu sadece dağda değil, yolda bile giymek isteyebilirsiniz. Armani iş-oyun ayırmadan sofistike şıklığı temsil eden bir marka olduğunu böylece yinelemiş oluyor.
Dolce&Gabbana'yla haftasonu kaçamağı
Versace'yle CEO partide
Armani'yle patronculuk
Dolce&Gabbana'yla çocuklarla parkta bir gün
Belki de baba rolü için bir kaç kıyafete ihtiyacınız var. Çocuklarıyla üstünü başını düşünmeden koşuşturmak isteyen baba rolü için giymek isteyeceğiniz kıyafetler planınıza göre değişir. Gün Atlı Spor’da geçecekse Ralph Lauren’den çıkma bir baba olmanız muhtemel. Sporla tartışılmaz bir ilişkisi olan Ralph Lauren’in Polo Ralph Lauren markası 2006 yılından beri Wimbledon’ın resmi giyim markası olmayı sürdürürken bu yıl da Pekin Olimpiyatları’nda Amerikan takımının tüm kıyafetlerini tasarlayan marka oldu. Tenis, golf, binicilik denince akla gelen ilk marka olan Ralph Lauren’in İstinye Park’taki ilk İstanbul mağazası Ekim sonunda açılana dek Harvey Nichols’ın içindeki köşesine tabiiyiz.
Gelelim tatillere, daha doğrusu artık onlardan yapmak mümkün olmadığı için gelelim uzun haftasonlarına. Teknede geçirilecek birkaç gün sözkonusuysa Tommy Hilfiger’ın önümüzdeki ilkbahar koleksiyonu sizi mutlu edecek. Geçtiğimiz hafta New York moda haftasında görücüye çıkan yeni koleksiyon son bir kaç sezondur Tommy Hilfiger’ın haute couture’e yaptığı yatırımın en etkileyici örneklerini gözler önüne serdi. Öyle şık bir koleksiyon ki sanırım tekneden çok marinada giymeyi tercih edeceksiniz. Ben önümüzdeki ilkbahara kadar bekleyemem diyorsanız Gucci’nin Cruise koleksiyonları istemediğiniz kadar alternatif sunuyor. Güzel lacivert bir bermuda üstüne kırmızı-beyaz çizgili trikonuzla bu rolün de altından rahatça kalkarsınız.
Buraya kadar okuduysanız artık kendi başına kaldığınızda ne giyeceğinizi merak ediyor olmalısınız. Belki gözünüzün önüne gelen resimde manzaraya karşı Chestnut berjere oturup ayaklarınızı uzattığınızda elinizde Remy Martin ya da sadece sıcak bir bardak süt, Armani Exchange jean’iniz ve beyaz tişörtünüzü giymek var. Belki de aynı Chestnut’a koton pijamaların üstüne eşinizin son doğumgününüzde aldığı röpdöşambırı giyerek uzanmak ve elinize de koyu bir Lavazzo almanın hayalini kuruyorsuuz. O halde bile bürünmek istediğiniz bir karakter var. Şöyle bir geri çekilip baktığınızda üstünüze geçirebileceğiniz kıyafetlerle o an istediğiniz rolü oynamanın mümkün olduğunu görebilirsiniz. İşinin başındaki CEO’yu eve taşımak istediğinde marka jean ve konyak, iyi aile babası olmak zorunda hissettiğinizde röpdöşambır. Ne işi eve taşımak istersiniz ne de o an istemediğiniz bir rolü oynamak. Yani o gözünüzün önüne gelen resim hâlâ kendi haliniz değil. Kendiniz olduğunuz – ve uyanık olduğunuz – tek zaman var: sabah aldığınız duş. Hiçbir şey düşünmeye fırsat vermeyen, düşünmek zorunda olmadığınız, sadece üstünüzdeki kirden arındığınız, rüyadan ayıldığınız, dünün rolleriyle önünüzdeki günün rolleri arasındaki tampon bölge. Eş yok, çocuk yok, anne, baba yok, çalışan yok, kaptancılık oynamak yok, erkeklik yapmak yok, dost yok, düşman yok. Sadece siz varsınız, başınızı yıkıyorsunuz o kadar. Peki üstünüzde ne var?






















